Üretim Kapasitesi ve Verim Analizi: İlden İle Karşılaştırmalı Veriler
Türkiye, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 300.000 ton kabuklu ceviz üretimiyle dünyada dördüncü büyük üretici konumundadır. Son on yılda üretim hacmi neredeyse ikiye katlanmış olup, bu büyümenin temel kaynağı 2010'lu yıllarda başlayan yoğun bahçe tesisi yatırımlarıdır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülke genelinde ceviz dikili alan 112.000 hektarı aşmış durumda ve bu bahçelerin önemli bir bölümü henüz tam verim çağına (7–10 yaş) ulaşmamıştır. Bu demografik yapı, 2025–2030 döneminde üretimin — yeni dikim yapılmasa dahi — organik olarak %30–40 oranında artma potansiyeli taşıdığını göstermektedir.
İl bazlı üretim verilerine bakıldığında, belirgin bir bölgesel yoğunlaşma dikkat çekmektedir. Hakkâri, geleneksel yerli çeşitleriyle yıllık 25.000–28.000 ton üretimle uzun yıllardır Türkiye'nin en büyük ceviz ili konumundadır; ancak bu üretim ağırlıklı olarak dağınık, küçük ölçekli ve yaşlı ağaçlardan elde edilmektedir. Kahramanmaraş, Chandler çeşidine erken geçişin avantajını yakalayarak 22.000–25.000 ton aralığında modern bahçecilik odaklı üretim gerçekleştirmektedir. Mersin (özellikle Silifke ve Mut ilçeleri) iklim avantajıyla 18.000–20.000 ton seviyesinde üretim yaparken, Kilis görece küçük dikili alanına rağmen hektare başına verimde Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir.
Verim karşılaştırması, Türkiye'nin en kritik yapısal zafiyetini ortaya koymaktadır. ABD (California) hektare başına ortalama 4,8–5,2 ton iç ceviz verimi elde ederken, Türkiye ortalaması 1,8–2,2 ton seviyesinde kalmaktadır. Bu açığın temel nedenleri arasında yaşlı ve verimsiz yerli çeşitlerin hâlâ toplam ağaç varlığının %40'ından fazlasını oluşturması, sulama altyapısı eksiklikleri, budama ve gübreleme pratiklerindeki standardizasyon yetersizliği ve mekanizasyon düzeyinin düşüklüğü sayılabilir. Ancak son beş yılda Chandler çeşidine geçiş hızla ivme kazanmıştır: yeni dikilen bahçelerin %70'inden fazlası Chandler ve Fernor gibi ticari çeşitlerden oluşmakta, bu bahçeler tam verime ulaştığında hektare başına 3,5–4,2 ton verim potansiyeli taşımaktadır.
Devlet destekleri bu dönüşümde belirleyici bir rol oynamaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ceviz dikimi teşvikleri — fidan desteği, sulama yatırımı hibeleri ve genç bahçe bakım ödemeleri — son beş yılda kümülatif olarak 800 milyon TL'yi aşmıştır. Bununla birlikte, sektör profesyonellerinin önemli bir bölümü desteklerin dağılım mekanizmasının verim odaklı değil, alan odaklı olmasını eleştirmektedir. Yani mevcut sistem, yüksek verimli modern bahçecilik yerine geniş alanların düşük verimle dikilmesini teşvik etme riski taşımaktadır. Politika yapıcıları için buradaki stratejik dönüşüm noktası açıktır: dikili alan genişlemesinden, birim verim artışına odaklanan bir teşvik modeline geçiş, Türkiye'nin küresel rekabetçiliği açısından kritik öneme sahiptir.
İhracat Performansı ve Hedef Pazarlar
Türkiye'nin ceviz ihracatı, üretim kapasitesine kıyasla yapısal olarak düşük bir performans sergilemektedir. 2024 yılında toplam ceviz ihracatı (kabuklu ve iç ceviz toplamı) yaklaşık 18.000–22.000 ton seviyesinde gerçekleşmiş olup, bu rakam toplam üretimin yalnızca %6–7'sine tekabül etmektedir. Karşılaştırma perspektifi bu durumun ciddiyetini ortaya koyuyor: Şili üretiminin %70'inden fazlasını, ABD ise %50'ye yakınını ihraç ederken, Türkiye'nin bu oranının tek haneli rakamlarda kalması, sektörün ihracat altyapısı ve stratejisindeki yapısal eksikliklerin en somut göstergesidir.
İhracat destinasyonlarının analizi, Türk cevizinin coğrafi olarak sınırlı bir pazar çeşitlendirmesi gösterdiğini ortaya koymaktadır. Toplam ihracatın yaklaşık %35–40'ı Avrupa Birliği ülkelerine (başta Almanya, Hollanda ve İtalya) yönelirken, Ortadoğu (Irak, Suriye, Suudi Arabistan) %25–30 ve Uzakdoğu (Güney Kore, Japonya) %10–15 pay almaktadır. AB pazarında Türk cevizi, fiyat açısından Şili ürünüyle doğrudan rekabet ederken, kalite ve ambalaj standartları açısından ABD California cevizinin gerisinde kalmaktadır. Bu "arada kalmışlık" pozisyonu, Türk ihracatçıların net bir değer önerisi sunmasını zorlaştırmaktadır.
Rekabetçi konumlanma analizi, Türkiye'nin ihracatta karşılaştığı yapısal engelleri daha net ortaya koymaktadır. Şili, güney yarımküre avantajıyla kuzey yarımküre piyasalarına counter-seasonal arz sağlamakta ve bu zamanlama üstünlüğü %15–20 fiyat primi elde etmesine olanak tanımaktadır. ABD, California Walnut Board aracılığıyla yıllık 80 milyon doları aşan küresel pazarlama bütçesiyle marka bilinirliğini sürdürmekte ve "origin premium" kavramını sektörde standart haline getirmiştir. Türkiye'nin bu iki güçlü rakip karşısındaki en büyük avantajı coğrafi yakınlık (AB ve Ortadoğu pazarlarına 3–5 günlük deniz yolu mesafesi) ve döviz kuru rekabetçiliği olarak öne çıkmaktadır; ancak bu avantajların kalıcı ticari değere dönüşmesi için kalite standardizasyonu, izlenebilirlik altyapısı ve uluslararası sertifikasyon (IFS, BRC, GlobalG.A.P.) kapasitesinin sektör genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir.
İhracat büyümesinin anahtarı, katma değerli ürün segmentine geçişte yatmaktadır. Ham ceviz ihracatında ton başına ortalama 3.200–3.800 dolar gelir elde edilirken, paketlenmiş iç ceviz ihracatında bu rakam 5.500–7.000 dolar bandına, ceviz yağı ve ceviz unu gibi işlenmiş ürünlerde ise 9.000–12.000 dolar seviyelerine yükselmektedir. Türkiye'nin mevcut ihracatının %80'inden fazlasının ham veya yarı işlenmiş formatta olduğu düşünüldüğünde, işleme kapasitesine yapılacak yatırımların ihracat gelirini — hacim artışı olmadan dahi — 2–3 kat artırma potansiyeli taşıdığı açıkça görülmektedir. Özellikle AB pazarında organik ve sürdürülebilir sertifikalı iç ceviz, standart ürüne kıyasla %30–45 fiyat primi taşımaktadır — bu, Türk ihracatçıları için en doğrudan ulaşılabilir değer artışı kanalıdır.
Yerli Tüketim Dinamikleri ve İç Pazar Fırsatları
Türkiye, üretiminin büyük bölümünü iç pazarda tüketen bir net tüketici ülke profili çizmektedir. Kişi başına yıllık ceviz tüketimi yaklaşık 2,4–2,6 kilogram olarak tahmin edilmekte olup, bu oran Avrupa ortalamasının (1,5–1,8 kg) üzerinde ancak İran (4,5+ kg) ve ABD (3,2 kg) gibi ülkelerin altında kalmaktadır. Toplam iç pazar hacmi, perakende ve endüstriyel tüketim dahil olmak üzere yıllık 260.000–280.000 ton civarında seyretmekte ve bu hacim, istikrarlı bir şekilde büyümeye devam etmektedir.
Yerli tüketimin yapısal ayrıştırması, sektör profesyonelleri için kritik stratejik bilgiler sunmaktadır. Toplam iç tüketimin tahminen %55–60'ı doğrudan perakende tüketim (evde tüketim, açık pazar ve kuruyemişçi satışları) olarak gerçekleşirken, %40–45'i endüstriyel tüketim kanalına yönelmektedir. Endüstriyel segmentte fırıncılık ve pastacılık sektörü en büyük payı (%18–20) alırken, şekerleme ve çikolata sanayii (%10–12), dondurma ve süt ürünleri (%5–7) ve sağlıklı atıştırmalık segmenti (%4–6) diğer önemli kanalları oluşturmaktadır. Özellikle sağlıklı atıştırmalık (healthy snacking) segmenti, son üç yılda yıllık %12–15 büyüme hızıyla sektörün en dinamik alt kategorisi haline gelmiştir.
Perakende kanalında son yıllarda belirgin bir yapısal dönüşüm yaşanmaktadır. Geleneksel açık pazar ve kuruyemişçi kanalı hâlâ perakende satışların %60'ından fazlasını oluşturmakla birlikte, organize perakende (süpermarket zincirleri, hipermarketler) ve e-ticaret kanallarının payı hızla artmaktadır. Organize perakende kanalında paketlenmiş, gramajlı ve markalı ceviz ürünlerinin raf payı son beş yılda iki katına çıkmıştır. Bu geçiş, sektör için hem fırsat hem de meydan okuma barındırmaktadır: organize kanal, daha yüksek marj ve marka sadakati sunarken, aynı zamanda izlenebilirlik, ambalaj kalitesi, raf ömrü garantisi ve düzenli arz taahhüdü gibi operasyonel gereksinimleri beraberinde getirmektedir. Bu gereksinimleri karşılayamayan küçük ve orta ölçekli tedarikçiler, perakende zincirlerinin konsolidasyonuyla birlikte pazar payı kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
İç pazar büyümesinin en stratejik itici gücü, cevizin fonksiyonel gıda olarak yeniden konumlandırılmasıdır. Beyin sağlığı, kalp-damar koruma ve antioksidan kapasitesiyle ilgili klinik araştırmaların medyada artan görünürlüğü, bilinçli tüketici segmentinde ceviz talebini yapısal olarak yukarı çekmektedir. Bu trendin ticarileştirilmesi — ceviz sütü, ceviz ezmesi, ceviz barı, granola karışımları ve ceviz yağı bazlı sos ürünleri — iç pazarda yıllık 1,2–1,5 milyar TL'lik ek bir katma değerli ürün pazar hacmi yaratma potansiyeline sahiptir. Büyük gıda şirketlerinin bu segmente artan ilgisi — son iki yılda en az üç büyük FMCG şirketinin ceviz bazlı ürün gamını genişletmesi — bu potansiyelin endüstriyel düzeyde tanındığının en somut göstergesidir. Sektör profesyonelleri için mesaj açıktır: iç pazar, ihracattan daha öngörülebilir, daha yüksek marjlı ve daha hızlı büyüyen bir fırsat alanıdır — ancak bu fırsatı yakalayabilmek için ürün inovasyonu, marka yatırımı ve kanal yönetimi konularında yapısal yetkinlik geliştirmek şarttır.
